YAYINLARIMIZ

işçi alacağı, kıdem, ihbar, işe iade, tazminat

İşverence yapılan feshin geçersizliğinin tespit edildiği ve uygulamadaki adı ile işçinin işe iade edildiği feshin geçersizliği davalarında, işçiyi çok yakından ilgilendiren ve özellikle işçilik alacaklarını doğrudan etkileyen sonuçlar doğmaktadır. Öyle ki feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin samimi işe başvuruda bulunup bulunmamasının yanında işverenin işçiyi işe başlatıp başlatmaması gibi her bir olasılık; feshin geçersizliğini, fesih tarihini ve dolayısıyla işçinin kıdemi yanında ihbar tazminatı hakkı, yıllık izin ücret farkları gibi pek çok işçilik alacağına da doğrudan etkilemektedir. Kanunda yer alan pek çok boşluk, bugüne değin uygulama ve Yüksek Mahkeme içtihatları ile giderilmeye çalışılmış ise de 7036 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerde, uygulamadaki sorunların çözümü hedeflenmiş olup bu çalışmada, başta ön dava şartı olan arabuluculuk başvurusu olmak üzere pek çok kanun değişikliği ve işe iade davalarının sonucunun işçilik alacaklarına etkisi ayrı ayrı incelenmiştir.

kişisel veri, verbis, veri sorumlusu, ceza

Kişisel verilerin korunması, dünyada 1970'lerden bu yana tartışılmakta olan ve özellikle teknolojik gelişmelerin etkisi ile bilginin kaydedilmesi, depolanması ve sınıflandırılmasının kolaylaşması sonucunda önemi her geçen gün artan bir hak alanıdır. Bireylerin davranışlarını devamlı bir gözetime konu olmaksızın şekillendirebilmeleri, insan onuru ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkı ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle, kişisel verilerin korunması hakkı temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmektedir. Hatta öyle ki, hukukumuzda kişisel verilerin korunması hakkına yönelik birtakım ihlallere karşı cezai yaptırım öngörülmüştür.
Kişisel veri, "kimliği belirli ve belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi"; kişisel verilerin işlenmesi ise bu veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımların genel ve soyut yapısı, gerek kavramların içeriğinin ve gerekse hakkın kapsamı ile onu koruma mekanizmalarının öğreti ve uygulama aracılığı ile somutlaştırılmasını gerektirmektedir.
Bu çalışmada öncelikle kişisel veri kavramı uluslararası düzenlemeler ve çeşitli ülkelerin ulusal mevzuatları ile yargı kararları ışığında irdelenmiştir. Ardından kişisel verilerin korunmasına yönelik düzenlemelerin tarihsel gelişimi ve 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere Türk Hukuku açısından mevcut durum değerlendirilmiştir. Son olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'n da kişisel verilerin korunmasına yönelik olarak yer verilen suç tiplerine değinilerek kanunun 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ayrıntılı olarak incelenmiştir.